ordan burdan şurdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ordan burdan şurdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 29, 2013

... Minik Bilgilendirme ...

Bugüne kadar bloğumda yazısını yazdığım tüm ürünlerin fiyatlarını ve miktarlarını yazının alt kısmına  

yazmayı ihmal etmedim. Biliyorum ki insanlar bir ürünü almak istedikleri zaman nette araştırırken genel 

olarak ürün yorumuyla birlikte bu bilgileride görmek istiyorlar. Ancak bu durum bazen yanlış 

anlaşılabiliyor sanırım, bu  yazıların hiç biri kullanılan ürünlerle hava atmak için yazılmıyor. 

Kozmetik ve makyaj benim için bir tutku ve 

bir hobi sadece. Bunları sınıf atlama aracı olarak gören insanlar var >.< 

Onlara sınıf olarak gördükleri yerde mutluluklar diliyorum, benim bloğumdan uzak olsunlar.

Bunun dışında söylemek istediğim bir şey daha var. Bu blog benim kullandığım ürünler ve bunun neticesinde 

edindiğim deneyimlerimi paylaştığım, bazen dertleştiğim bazen indirimlerden ya da yeni yaptığım 

alışverişlerden bahsettiğim blog. Burada yazısını okuduğunuz ürünlerin satışını yapmıyorum. 

Ancak satın alıp rengini kendine yakıştıramadığımdan, kullanmaya sıra gelmediğinden ya da çekmecemde 

durmasından sıkıldığımdan bazı ürünleri satışa koyduğum bir blog var o da şurda 

http://simyaserlihayat.blogspot.com/

Lütfen artık yukarıdaki adres dışında gördüğünüz her hangi bir ürünü satın almak için benimle iletişime

 geçmeyin. Kullanılmış bir ürüne sıfır ücretini ödeyip sahip olmak istemeninde mantığı nedir onuda 

anlamadım  zaten. Neyse...

Sevgilerimle 
Simyaser



Cuma, Ocak 25, 2013

Mat Bitişli Fondöten Arayışı :/

Elimdeki fondötenlerin hepsi glowy bitişe sahip 

Bir tanecik mat bitişli fondötenim olsun istiyorum 

Sizce ne olmalı ???




Üç Hafta Nasıl Geçti ?



Bol kalorili....


Az uykulu çok stressli sıfır eğlenceli bir final döneminide geride bırakıp aranıza döndüm :)

Önümüzdeki bir ay çooookk eğlenceli geçicek :)

Sevgiyle kalın 

Pazartesi, Eylül 21, 2009

Şu rüyanın anlamını bilen varsa beri gelsin, beni bu dertten kurtarsın:(

Çok dertliyim arkadaşlar çok:( bundan 2-3 gün önce tuhaf bir rüya gördüm ve hiç bir kitaptan, korku filminden ya da perili ruhlu hikayeden etkilenmediğim kadar etkilendim. resmen paranoyak oldum her tarafı inceliyorum, günde 50 kez gidip dış kapının dürbününden bakıp geri içeri geliyorum (rüyayı anlattığım kısmı okuyunca daha iyi anlayacaksınız bunun nedenini) ve en önemlisi yalnız kalamıyorum. rüya bizim evimizde geçiyor eşyalarımız felan neredeyse tamamen aynı anlattıklarımı daha iyi anlamanız için bir de şöle küçük bir plan gibi birşey ekliyorum ki evin şeklini benimseyin.


---dış kapı-------aralık----
__salon____________MUTFAK''''balkon


Aralık diye yazdığım kısım yukarı doğru uzanan 1 metrekarelik bir alan bu aralığın sağ tarafında annemlerin yatak odası sol tarafında ise minik bir banyo var. salon yazdığım kısım aslında salonun giriş kısmı, alta doğru uzuyan bir salon. dış kapıdan içeri girdiğinizde sola doğru dönüp koridoru dümdüz gittiğinizde ise önce mutfağa giriyorsunuz ardındanda balkon kapısıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. benim yarım yamalak Türkçemle anlatabildim umarım.

gelelim şimdi rüyaya. Ben evde yalnızım ve kapı çalınıyor açmak için kalkıyorum o sırada pencereye gözüm takılıyor hava kararmaya başlamış. kapıya geliyorum dürbünden kim olduğuna bakıyorum ama adam o kadar uzun ki dürbünden yüzünü göremiyorum sadece üzerinde siyah mont olan upuzun bir adam olduğunu görebiliyorum. kapıyı açmıyorum kimo! diye bir kaç ses sesleniyorum ama çıt yok. Bu sırada dürbünden bakmaya devam ediyorum. adam kenara çekiliyor ve görüyorum ki arkasında kızıl saçlı cüce bir kadın varmış şaşırıyorum ama kadınında yüzünü tam seçemiyorum. o sırada kendinden emin bir erkek sesi 'aç kapıyı' diyor ben 'açmıycam' diyorum. biraz daha dürbünden izliyorum onları giderler birazdan diye düşünüyorum. ama uzun boylu adam gene eski yerini alıyor ve başlıyor dürbüne bişiler sokuşturmaya ben panikliyorum ve hemen telefona koşup 155i arıyorum. Ev telefonumuz görüntülü olmamasına rağmen ben 155teki kadınla görüntülü olarak konuşuyorum ve eve birilerinin girmeye çalıştığını bir ekip yollamalarını rica ettiğimi söyleyip adresi vcriyorum ve kapatıyorum. telefonu kapattıktan sonra evde bir yerlere saklanmayı düşünüyorum ama hiçbir yer bulamıyorum en sonunda aralık diye yazdığım yere girip oraya çömeliyorum ara ara kafamı koridora uzatıp kapıya bakıyorum çünkü adam kapıyı kurcalamaya devam ediyor. Nasıl olsa çelik kapı kıramaz yauw diye avutuyorum kendimi bir taraftanda ayetel kürsi okumaya başlıyorum ama telaştan hep yarıda kesip surenin başına dönüyorum. bu sırada adam kapıda bir delik açıyor elini ordan içeri sokuyor kafamı uzattığımda elinde susturuculu bir tabanca olduğunu görüyorum balkona kaçmayı deniyorum defalarca ama gidemiyorum çünkü silahını tam o tarafa çevirmiş bekliyor ortaya çıkmamı. bu sırada hala kapıyla uğraşıyorlar seslerden anlıyorum ki kalabalıklar nerde kaldı bu polisler diye kızıyorum kendi kendime panikle. en sonunda kapıyı kırıyorlar bir kaç kişi evin içine giriyor. ben olduğum yerde dizlerimin üstüne çöküyorum 'bitti artık' diyorum kendi kendime 'buraya kadarmış'. uzun boylu adam elinde silahla gelip önümde dikeliyor ben kafamı kaldırıp yüzüne bakıyorum ama adam beni farketmiyor kafasını içeri uzatıp aralığa açılan odalara; annemin yatak odasına ve banyoya bakıyor ama ayaklarının ucunda duran beni görmüyor. O sırada diğer adamlar 'evde yok, kaçmış kız' diyorlar. ben kendi kendime söyleniyorum 'bunlar niye beni görmüyor ki? nereye saklandım acaba? nasıl beni görmüyorlar?' diyorum. ve uyanıyorum...
O kadar gerçekçiydiki hala en ufak detayına kadar hatırlıyorum sanki gerçekten yaşamışım gibi. daha öncede tuhaf rüyalar gördüm ama hiç biri bu kadar etkilememişti beni. resmen uykularım kaçıyor. manalar çıkarmaya çalışıyorum ama yok yok yok havanın akşam üzeri olması, dev gibi bir adamın arkasından cüce bir kadını görmem, adımdan daha iyi ezbere bildiğim üstelik hayatımdaki tüm panik anlarımda dilimden dökülen ayetel kürsiyi yarıda kesip okuyamamam, adamların beni görememesi... bunların hepsinin bir anlamı olmalı ama neee??? bi fikri olan beri gelsin.
Çünkü ben hayırlı bir şey olmasına dua etmekten başka bir şey yapamıyorum:(((

Pazar, Eylül 20, 2009

İYİ BAYRAMLAAAR:))


Ne çabuk bitti ramazan, ne çabuk geldi bayram anlayamadım doğrusu ama hoş geldi sefalar getirdi. herkese sevdikleriyle birlikte mutlu, huzurlu bayramlar diliyorum.


Salı, Eylül 08, 2009

ben geeeeldiiiim:)

Erken bir dönüş yaptım ve size çoook güzel haberler getirdim. Biliyorsunuz sınavım için bir haftalığına bir ara veriyorum diye üzücü bir yazı yazmıştım. O günden beri harıl harıl çalıştım tabiri caizse tuğla boyutunda bir kitabın içinde yuvarlandım durdum. Arada sadece foruma girmek için mola verdim:) Pazar günüyse umutlarımın bittiği andı herşey bitti yetişemiycem, geçemiycem bu sınavı diyip durdum nerdeyse çalışmayı bırakıcaktım ama son gayret bugün sabahta kalktığım gibi çalışma masama oturdum. Tam dalmış çalışırken telefon çaldı isteksiz isteksiz açtım çok çok sevdiğim arkadaşım aramıştı. Veee o müüüthiiiiş haberi verdi bana sınavdan muaf olduğumu adımın listelerde yazmadığını, hocalarla görüştüğünü ve sınava girmeme gerek kalmadığını söyledi işte o an sevinçten uçtuğum andır işte buna kocaman bir smiley ekliyorum :D:D:D:D:D:D:D:D




Çalışma masamı, odamı, evi sevinçten her yeri dağıttım :D Dağıttığım gibide topladım ve attım kendimi sokaklara bir haftanın sıkıntısınıda attım üstümden. haberin verdiği sevinçten onca gün evde tıkılıp boşu boşuna ders çalıştığıma bile üzülmedim. Vizyonda ardı ardına korku filmleri varken simyaser durur mu dışarı çıktığı gibi sinemada buldu kendini vee ORPHAN a gitti:) Bu filmle ilgili yorumlarımı daha sonra yapıcam çünkü hemen geçiştirmek istemedim. Şimdilik bu güzel haberi burda bitiriyorum.

tekrar görüşene dek sevgiyle kalın:)


Çarşamba, Eylül 02, 2009

Beni ararsanız çalışma masamdayım :S




Bütün yaz boyunca, tatile gittiğimde bile böle minik bir ara vermemek için elimden geleni yaptım elbetteki bloğumu aksattığım 4-5 gün yazı yazamadığım günler oldu ama ilk kez böle ayrı kalıcağımız için çoook üzgünüm :( Aslında yazıcak daha neler var neler ama aah şu engeller olmasa.




Simyaser 1 haftalığına minik bir ara veriyor sevgili okuyucular:( Nedeni haftaya bu gün gireceği önemli sınavına daha sonra pişman olmamak için elinden geleni yapıp çalışması gerektiği. Bu süre içinde ne yeni yazı yazabilecek ne de yorumlarınızı onaylayabilecek:( hatta kendine ceza verip 1 hafta boyunca internete bile girmeyebilir çünkü çoktaaan bu çalışma işini bitirmeliydi.
Bana şans dileyin olur mu kızlar:(
Tekrar görüşene dek sevgiyle kalın.
Dönüşte iyi haberlerimi vermek umuduyla,
Simyaser

Pazartesi, Ağustos 31, 2009

Blog dünyası böle yarışma görmedi:)

Ben böle bir yarışma görmedim. Bugün gelip bloğumu açtım ve takip ettiğim blogların yazılarına bir bakayım dedim. Şaşırdım birden bugünde ne kadar çok yazı yazmış bloggerlar böle dedim ve okumaya başladım. Gördüm ki %95 i ebvatamızın yarışması için yazılmış. Efendim yarışmanın ünü ülke sınırlarını aşmışta bizim yeni haberimiz olmuş:))
Ebvatamı 200 ü aşan izleyici sayısından dolayıda ayrıca kutluyorum.
eeee siz daha ebvatanın yarışmasına katılmadınız mı (sakın ben daha önce bu bloğu hiç farketmedim ki demeyin düşer bayılırım vallahi :))))

Salı, Ağustos 25, 2009

Dikkat Aranıyor...

normalde bu yazının başlığını benim olacaksınız nihahahaha gibi bişi yapmam gerekirdi ama yapamıyorum işte:( ne zamandır almak istediğim bir iki şey var hepsi aklımda sırf onları almak için kaç kez alışverişe çıktım hiç bilmiyorum ama sonuç hep aynı planlanan şeyler torbada yok rastgele görüp beğenilen kıvır zıvırlar çıkıyor eve gelince torbalardan. en sonunda çareyi buraya yazmakta buldum eminim istediğim cicileri gören, duyan, kullanan ve bana tavsiyede bulunacak olan vardır...

1- SAKS MAVİSİ GÖZ KALEMİ VE FAR

'aman simyaser bu muydu bu kadar feryat figan aradığın şey?' dediğinizi duyar gibiyim:) ama yok işte yok. istediğim gibi ne bir far ne de bir göz kalemi bulabildim. bildiğiniz gibi saks mavisi bu yaz epey ünlendi bütün vitrinler masmavi eee maviyi giyipte göz makyajında aynı rengi kullanamayan ben doğal olarak deli oluyorum:( baksanıza ne güzel durmuş hatunda...

2- NE RENK OLDUĞU BİLİNEMEYEN BİR RUJ

bu renge magenta mı denir, fuşya mı yoksa pembe mi bir türlü karar veremedim.




eski türk filmlerinde olur ya kızın adını bile bilmeden aşık olanlar vardır. kız her gün aynı yoldan geçer gider hakkında hiç bir şey bilinmesede her geçen gün ona olan aşk daha da büyür. işte bu rujla aramızda öle bir bağ var. ne markasını ne adını biliyorum ama gün geçtikçe daha da çok seviyorum. deli miyim neyim:D şaka bir tarafa gerçekten bu rengi bulabilmek için bırakın ruj denemeyi eldeki rujlardan karışım bile yaptım ama sonuç gene hüsran:(

3- LEOPAR DESENLİ BABET

evet benim hala bir leopar desenli babetim yoooookpazarlarda bile satılıyor, biliyorum ama ben henüz bulabilmiş değilim. Ayaklarım biraz naziktir benim kolayca su toplayıp yara olurlar. o yüzden pazardakilerle sadece bakışabiliyorum. Onun dışında mağazalarda sanki kıtlık gelmiş gibi dümdüz yani taşsız tokasız simsiz , 40 numara:), oldukça rahat, haa birde ayağı yara yapmayacak bir babet bulunamaz mı canım

ooof of işte böle kızlar tavsiyelerinizi bekliyorum. haaa bu arada netten alışveriş yapmadığımı ve Ankara da yaşadığımı önemle bildiririm...

Cuma, Ağustos 14, 2009

Hacettepe Üniversitesi - Beytepe'de Yaşam

Yakın bir zaman önce öss sonuşları açıklandı kazanan kazanamayan herkesi tebrik ediyorum. Bende geçen sene öss ye giren tayfadandım şükrediyorum ki o sıkıcı döneme sadece 1 yılımı verdim. Bana kazandırdıkları olduğu kadar benden götürdükleride olsada şuan mutluyum Hacettepe Üniversitesi'nde hedeflerim içinde olan bir bölümü kazandım. Geçirmiş olduğum bu bir yıl neticesinde anladım ki doğru bir seçim yapmışım her ne kadar bu yılımı hazırlık okulunda geçirmiş olsamda okulum ve bölümümle ilgili çok şey öğrendim ve tecrübelerimi bu sene yeni kazanan arkadaşlar vardır, burdan okur diye paylaşmak istedim...



Beytepe kampüsünün orta kısmında yer alan Atatürk Heykeli


Öncelikle şunu belirteyim Hacettepe üniversitesi 2 kampüse sahiptir; sağlık bilimleriyle ilgili bölümlerin olduğu merkez kampüsü sıhıyede, diğer bölümlerin bulunduğu kampüs ise beytepededir. her ne kadar adı merkez kampüsü olsada 5 bina ve hastaneden oluşur. bu bakımdan beytepe kampüsü daha şanslıdır daha geniş bir alanda her bölümün ayrı binaları vardır ve geniş ormalarıda gezilip görülmeye değerdir(okulun öğrencisi olmasanızda gelip görmenizi şahsen tavsiye ederim. Ben beytepe kampüsünde olduğum için merkez kampüsü hakkında daha fazla yorum yapamıyorum ve yazdıklarımıda bu yönde dikkate alırsanız sevinirim:)



Beytepe den bir görünüş: sağ üstteki yüksek bina rektörlük onun altındaki küçük bina medikol sağlık merkezi, ön plandaki L şeklindeki ise bam(beytepe alışveriş merkezi)


Sevgili Hacettepeli arkadaşım:)

emin ol ki doğru bir seçim yaptın hacettepeli olmak ve hacettepede eğitim almak başarıyı daima sana yakın tutacaktır. Başarıya ulaşmaksa senin gayretine bağlıdır. ben okulu kazandığımı öğrendiğim dönemde yani geçen sene bu zamanlar sanki tekrar öss ye girecekmiş gibi heyecanlıydım okulum nasıldı, eğitmenler nasıldı, okulun ortamı nasıldı, uyum sağlıyabilecekmiydim bu sorular daima benleydi ama korkulacak hiç birşey yokmuş.

Hacettepe şenliklerinin yapıldığı alan


Önümüzdeki günlerde üniversite rektörlüğü tarafından evinize sarı bir zarf gönderilecek o zarfta kayıt ile ilgili bilgiler bulunacak ve birde eylülün 8-11 tarihleri arasında yapılacak ingilizce yeterlilik sınavı ile ilgili bilgiler buraya kadar bir problem yok. bu bilgiler ışığında gerekli işlemleri yapmanız gerekli sadece. büyük bir ihtimalle kaydınız yıldız amfi denen amfilerin bulunduğu binada yapılacaktır. önceden gidip görmek isteyenler bu şekilde kayıt yaptıracakları binayıda görebilirler.


veeee okulun ilk günü... ben okula ilk gittiğim zamanlar en büyük sıkıntım kampüsün içinde kaybolma korkusuydu:D eğer sizinde böle bir sıkıntınız olursa etrafınızdakilere sorun korkmayın benim gibi;) okul öğrencilerinin %90 ı size ellerinden gelen yardımı yapacaklardır, çünkü onlarda bu ilk çömezlik döneminden geçti bir zamanlar:P . diğer %10 luk kısmı sizin gibi yeni gelmiş olacağında pek bir yardımı olamayacaktır. Hacettepe sosyal faliyetler bakımından kendini oldukça geliştirmiş bir okuldur, arkadaş bulma konusunda sıkıntı çekmiyeceksiniz ve size sezdirmeden yavaş yavaş sosyal ortamına çekicektir hacettepe hiç merak etmeyin.


Beytepe de kış :P


birde gelelim canım okulumun iyi yönlerine ve kötü yönlerine önce kötülerden başlıyayım. Hacettepe Üniversitesinin kampüsü olan beytepe kampüsü şehir içinden biraz uzak bir mesafede bulunur. 45dk lık bir otobüs yolculuğu sonrasında hacettepe nin ana kapısına gelirsiniz ve nizamiyede kimlik kontrolleri yapıldıktan sonra bir 3 km lik yolun ardından anca beytepe kampüsüne ulaşmış olursunuz. eee böylesine bir uzaklığın neticesinde bazı durumlar oluşmuyor değil tabi bunlardan biri meşhur beytepe soğuğu. şöyle söyleyeyim hava durumunda ankara kaç dereceyse beytepe ondan 5 derece daha düşük bir sıcaklığa sahiptir. O nedenle eğer sıcak bölgelerden kazanıp buraya gelecek olan varsa yazlıkları memleketinde bıraksın ve buraya gelip bol bol kazak, mont, bot tarzı şeyler alsın. hele de kazandığınız bölüm psikoloji, sosyoloji, tarih, ing. dil ve edebiyatı gibi edebiyat fakültesine bağlı bir bölümse sene boyunca montla oturmak zorunda kalacağınızı söyleyebilirim çünkü edebiyat fakültesini hiç bir zaman hiç bir cihaz ısıtamaz:P yazın şu sıcak günlerinde bile edebiyat fakültesinin o piramit vari yapısındaki herhangi bir sınıf maximum 20 derece felandır. şaka yapmıyorum gelince anlayacaksınız:)) ve edebiyat fakültesinde herhangi bir bölümü okuyacak arkadaşlara bir uyarı daha 3. sınıfa geldiğinizde bile edb. fakültesinin binasında kaybolmanız muhtemeldir çünkü kendisi birleşik binalardan oluşan ve ara geçitleri bulunan piramitimsi bir yapıya sahiptir. yapının tamamını avucunun içi gibi bilen henüz yoktur:))





meşhur beytepe otobüs kuyruğu fotoğrafa aldanmayın kuyruğun bunun 5 katı uzadığı zamanlar olmuştur:)




neyse gelelim canım okulumun bir diğer olumsuz yönüne; sıra beklemek. Öğrenim hayatım bittiğinde Hacettepe diyince aklıma direk bu gelecek heralde çünkü gerçekten Beytepe nin en büyük sorunu... 4 saat boyunca ziraat bankasının beytepe şubesinde ayakta sıra beklediğimi bilirim. keşke sıra beklemek sadece böle arada sırada gidilen bankadır kırtasiyedir vs yerlerde olsaydı ama ne yazık ki okuldan şehre gitmek istediğinizde 500 metreyi bulan otobüs kuyruklarına girmek zorunda kalabilirsiniz. aynı durum şehirden yani sıhıyeden beytepeye gidecekler içinde geçerlidir. ben başka yerden giderim felan diye düşünmeyin sakın okula giden tek otobüs hattı 230 numaralı sıhıye-beytepe hattıdır. dolmuşla giderim derseniz onunda durumu pek farklı değil. ancak kazan turizmin beytepe servisleri bu yoğunluğu biraz hafifletiyor.



yeni yerleşen arkadaşlar için bir küçük uyarı daha, kayıt sırasında size verilecek olan hacettepe öğrenci kimliğinizi sakın yanınızdan ayımayın. neden ayırmamanız gerektiğini burda detaylıca anlatırdım ama yazı epeyce uzardı o nedenle yazmıyorum siz sadece o kartı bir parçanız gibi bilin yeter:)


(Beytepe den bir görünüş)


iyi yönlerine gelince Hacettepe verdiği eğitimler sayesinde Türkiye nin sayılı üniversitelerinden biri olmuştur, avrupada derecelendirmelerde adı geçen bir üniversitedir bu nedenle sizi iyi yetiştirip yetiştiremeyeceğinden şüphe etmemenizi öneririm. Gerçek anlamda iyi bir yerlere gelmek isteyenlere daima daha iyisini verebilecek kapasitededir Hacettepe. Her iki kampüsünde bulunan kütüphaneleri iyi kaynaklara ve anlayışlı çalışanlara sahiptir. (kendimi tatil köyü tanıtır gibi hissettim:D töbe töbe) neyse ben daha fazla anlatmıyayım siz gelin görün arkadaşlar bu konuyla ilgili her türlü sorularınızı, merak ettiklerinizi, teredütte kaldıklarınızı bana sorabilirsiniz elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.



ve son olarak her ne kadar sabahları 6 da kalkıp uzun uzun kuyruklar beklememe neden olsada, ve evimle arasında 2.5 saatlik bir mesafe bulunmasından dolayı günde otobüste geçirdiğim saat dilminin toplam 5 saat olmasının sebebi olsada, 8 ay boyunca kışı iliklerime kadar hissetmemi sağlasada, sınavlarının zorluğuyla beni çileden çıkarsada ben seviyorum okulumu. ve eminim 4 yıl boyuncada sevmeye devam edicem.
tekrar görüşene dek sevgiyle kalın...


Pazartesi, Ağustos 03, 2009

Hoş bir değişiklik:)

Bugün bloğumu biraz renklendirmek istedim. İtiraf ediyorum baya zorlandım ama şikayet ediyorum sanmayın. Bloğumla ilgilenmekten çok zevk alıyorum:)
Biliyorsunuz siz değerli okuyucularımın fikirleride benim için çok değerli. temam hakkındaki görüşlerinizi yandaki ankete katılarak gösterebilir ya da bu yazıma yorum yaparak eleştilerinizi bana ulaştırabilirsiniz. umarım beğenmişsinizdir:)
Tekrar görüşene dek sevgiyle kalın:)

Salı, Temmuz 21, 2009

Sıkıcı bir günün getirdikleri

inanılmaz sıkıcı bir gün...

neden bilmiyorum bugün hiç bir şeyden zevk almadım, gülümsemeyi bile beceremedim doğru düzgün. Eve geldim bari bir korku filmi izliyeyim de kendime geliyeyim dedim ama yok filmi yarıda kestim ki bunda filmin etkiside büyüktü. friday the 13th bizdeki ismiyse 13. gün.




filmi tarif edecek kelime bulamıyorum aslında bildiğimiz korku klasiği bir grup genç kampa gidiyor maskeli katilimiz tarafından değişik yöntemlerle öldürülüyorlar. ama korku sahneleri inanılmaz başarısız geldi bana. onun dışında bir korku filmine fazla gelicek derecede erotizm içeriyor.
eee bu filmide bırakınca kilo almayı göze alarak mutfağa attım kendimi. yeter ki moralim düzelsin bahanesiyle sıvadım kolları aparatif bir şeyler yapayım dedim. uzun süredir mutfağa girip yemek yapmayınca yabancılaşmışım, unutmuşum eşyaların yerini:) dile kolay tam 1.5 yıl oldu ben diyete başlayalı ve yaklaşık 30 kilodan fazla vereli (daha sonra bir de diyet üzerine mi başlık açayım ne:) neyse milföy den aşağıda görmüş olduğunuz gül böreklerinden yapıverdim alabileceğim tüm kalorileri göze alarak indirdim mideye:) itiraf edeyim bloğa koyma niyetim olmasaydı asla böle süslemezdim bu tabağı ama her şey sizlere daha güzel bir sunum yapabilmek için;)



tahmin edebileceğiniz gibi moral bozukluğu felan kalmadı. şimdilik bu kadar yakında daha eğlenceli yazılarla görüşmek üzere...